HASTALIK ÖNCESİ YAŞANAN ANNE GERGİNLİĞİ:))

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, hasta olan kişi anne değil  anne haricinde biri çocuk hasta olduğunda annenin yaşadığı ve aileye yaşattığı gerginliktir…bu gerginlik; benim gibi senelerce banyo yaptıktan sonra dışarı çıkartılmamış, terli iken su içirtilmemiş, ayağına çorap giymeden evde gezememiş çocukların bulunduğu evlerde yaşanır… pimpirikli anne “hasta olursun” gibi bilimsel bir dayanakla çocuğunun mutluluğunu kısıtlamaya çalışırken, süt çocuğu olmamaya çalışan süt çocukları ise bu bilimsel verileri çürütmek için gizli saklı ya da (fırsat bulduklarında) aleni işler yaparlar… örneğin denize gittiklerinde sudan çıkmayıp annenin “başına güneş geçer” uyarılarına kulak asmazlar…. eve misafir geldiğinde misafirin çocuğuyla dışarı sıvışıp götlerinde terden göl oluşuncaya kadar top oynarlar… veya gece uyurken üstlerini örtmeye çalışan annelerine inat üstlerindeki örtüyü ilk fırsatta atıverirler…bu anarşist anları müteakip, doğa kanunları devreye girer ve çocuğun hastalık emareleri baş gösterir… işte tam bu anda ailede olağanüstü bir tedirginlik yaşanmaya başlar ki, bu tedirginlik çocuğun hasta olmasından değil annenin haklı çıkmasıyla çevrede estireceği terörün korkusundan ortaya çıkar… çocuk önceleri hasta olacağını anlar ama söyleyemez… sonraları, annnenin uyarılarına kulak asmadığı için değil de başka sebeplerden bir yerleri ağrımaya başladığını söyler;a) bakkala yolladınız çok yoruldum ayaklarım ağrıyo…
b) bilgisayarın karşısında çok oturdum galiba, başım ağrıyo…
c) çok ders çalıştım yav, buralarım (böbreklerini gösterir) ağrıdı…
d) bana erik toplattınız… bak idrar yollarımda iltihaplanma başladı (yuh artık)…

denizde uyarılara kulak asmayan çocuğunun yaptıklarına ses çıkarmayan babanın gözlerindeki ışık sönmeye yüz tutar… gözler ölü balık gibi bakar, konuştuğunda ağzı “o” harfinden başka bi’ şey söylemez … zira sorumluluğun bi’ kısmı onundur…

misafir çocuğuyla dışarda it ayağı yemiş  gibi gezen/oynayan çocuğu çağırması için uyarılan abinin yüzündeki renk gider… anne o kadar işinin arasında çocuğunu düşünmüş ve abiyi uyarmış, abi ise bu uyarıyı sallamamıştır…. “bırak oynasın çocuklar yeaaa” demiştir, sırf gidip çağırmak zor geldiği için… sorumluluğun bi’ kısmı da onundur… ancak akşam anne gerginliği yaşandığı sırada payına düşen azarı nasiplenirken olayla hiç alakası yokmuş, hiç sorumluluğu yokmuş bakışı atar :)

ve en son hasta süt çocuğunun durumu… lanet hastalık anneyi haklı çıkartmak için elinden geleni yapmış ve tüm vücuda yayılmış, halsizlikler, iştahsızlıklar, kusmalar almış başını yürümüş durumdayken anne zaferini ilan eder… önce hasta çocuğa, sonra babaya, sonra abiye, sonra kaynanasına (bu 30 senelik hınç her fırsatta çıkar, çocuğun hastalığıyla alakası yok) giydirir… giydirir… giydirir… zil takıp oynamadığı kalmıştır annenin… çocuk ise ilgiye-şefkate muhtaç, halsiz ve pişmandır… annesine ihtiyacı vardır… iyileşince annesini kesinlikle dinleyeceğini düşünse de hastalığı geçip ağzının tadı yerine geldiğinde buz gibi dondurmaları yemek için bakkal yollarına koyulmaktan geri durmaz..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

film izle 2017